Avrupa Birliği (AB), savaşlardan bıkmış halkların kalıcı barış istemiyle tesis ettikleri bir sistemin ifadesidir. Üye devletlerin, kendi egemenlik yetkilerini, kalıcı barış için ve tabi ki kendi yurttaşları için bir üst otoriteye devrettikleri, dünyadaki tek örneğidir.
Avrupa entegrasyonu yolunda ilk adım, 6 Avrupa ülkesi tarafından (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg) kömür ve çelik madenlerine yönelik ortak bir pazar oluşturulmasıyla atılmıştır. 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşan barış ortamının devam etmesi ve özellikle Almanya ve Fransa arasında tarihi süreç içerisinde sorun olan madenlerin ortak işletime açılarak üyeler arasında eşitlik ilkesinin tesis edilmesi amaçlanmıştır.
Bu çerçevede, 1951 yılında Federal Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, Paris’te imzaladıkları bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu (AKÇT) kurmuşlardır. Böylece AKÇT ile devletler, tarihte ilk defa, kendi iradeleri ile ulusal egemenliklerinin bir kısmını uluslarüstü bir kuruma devretmişlerdir. Kömür ve çelik sektöründe başlayan bu ekonomik entegrasyon, Avrupa’da sürekli barışın sağlanması ve siyasi entegrasyona giden sürecin tesis için kilometre taşını oluşturmuştur.
AKÇT’nin kurulmasından sonra, siyasi ve savunma konularında da uluslarüstü nitelikleri olan birtakım örgütlenmelere gidilmesi düşünülmüş ancak sonuç alınamamıştır. Ekonomik gelişmenin önemi ve siyasi konjonktürün ABD ile birlikte NATO şemsiyesi altında devam ettirildiği göz önünde bulundurulduğunda işbirliği çabaları daha çok ekonomik alana kaymıştır. Bu çabaların sonucu olarak AKÇT üyesi 6 ülke, 25 Mart 1957’de Roma’da Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (AAET) ve Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) kuran Antlaşmayı imzalamışlardır. 1965’te imzalanan Füzyon (Birleşme) Antlaşması ile uluslarüstü niteliklere sahip olan bu üç Topluluk için ortak Konsey, Komisyon ve Parlamento oluşturulmuş, bütçeleri birleştirilmiş ve “Avrupa Toplulukları” terimi kullanılmaya başlamıştır.
1968 yılında üye ülkelerin gümrük alanlarını tek bir gümrük alanı haline getiren Gümrük Birliği ile üye ülkeler arasındaki entegrasyon geri dönülemez boyutlara gelmiştir.
1972 yılında İngiltere, Danimarka, ve İrlanda’nın; 1981’de Yunanistan’ın; 1986’da İspanya ve Portekiz’in; katılmasıyla üye sayısı 12’ye yükselmiştir.
Taraf ülkelerin ortak sınırlarında üye devlet vatandaşlarına yönelik tüm vize ve gümrük işlemlerinin kaldırılması ve üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik ortak vize ve gümrük işlemleri uygulanmasını öngören Schengen Protokolü, Almanya, Belçika, Fransa, Lüksemburg ve Hollanda tarafından imzalanmıştır. 1990 yılında İtalya, 1991 yılında İspanya ve Portekiz, 1992 yılında Yunanistan, 1995 yılında Avusturya, 1996 yılında İsveç, Finlandiya ve Danimarka’nın da katılmasıyla Schengen Protokolü’nün etkinlik alanı genişlemiştir.
1 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar, ilk kez kapsamlı bir biçimde tadil edilmiştir. Avrupa Tek Senedi ile yeni ortak politika alanları saptanmış, mevcut politika alanları da geliştirilmiştir. Bu çerçevede Roma Antlaşması’na sosyal politika, ekonomik ve sosyal uyum, çevre gibi konularda yeni maddeler eklenmiştir. Birliğin uluslarüstü otoritesini teşkil eden organların görev alanları ve yetkisinde kademeli bir artış sözkonusu olmuştur. Aktedilen antlaşmalar, Komisyon ve Parlamento’yu Konsey nazarında daha fazla yetkili hale getirmiştir.
Avrupa Topluluğu’nda tek para birimi ve ortak bir merkez bankası sistemine dayalı bir “ekonomik ve parasal birlik” ile ortak dış politika ve savunma politikası perspektiflerine dayalı “siyasi birlik” kurulmasını öngören Avrupa Birliği’ni kuran Antlaşma ise (Maastricht Antlaşması) 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanmış ve 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Maastricht Antlaşması ile tek paraya geçilmesini sağlayacak bir ekonomik ve parasal birliğin kurulması, ortak dış ve güvenlik politikası alanında ilerlemelerin kaydedilmesi (Birlik vatandaşlığı, oybirliği prensibinin belli alanlarda işletilmemesi, vb.), adalet ve içişleri alanında da birliği güçlendirilmesi öngörülmüş ve buna ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Maastricht Antlaşması ile Avrupa Toplulukları (AKÇT, AET, EURATOM) Avrupa Birliği (AB) bünyesine dahil edilmiştir. Avrupa Birliği’ni kuran bu Antlaşma ile AB’nin “üç temel sütunu” oluşturulmuştur. Birinci sütun, Roma Antlaşması ile oluşturulan Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile Paris Antlaşması’yla kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğundan meydana gelmektedir. Ekonomik ve parasal birlik ve daha önce bahsedilen yetkiler de bu sütuna dahil edilmiştir. İkinci sütun, Ortak Dışişleri Güvenlik Politikasını (ODGP) içermekte ve Avrupa çapında bir savunma politikasını başlatmayı hedeflemektedir. Üçüncü sütun ise, Adalet ve İçişlerini kapsamaktadır. Bu çerçevede, göç ve siyasi iltica alanlarında aralarındaki işbirliğini artırmak isteyen üye ülkeler bir Avrupa Polis Ofisi (Europol) kurmuşlardır. Ancak ikinci ve üçüncü sütun, karar alma mekanizmaları ve hükümetler arası karakterleri nedeniyle birinci sütundan farklıdır. Bu alanlarda, üye ülkeler, AB Zirveleri ya da Bakanlar Konseyi kanalıyla girişimde bulunabilirler. Ancak bu çerçevede alınan kararlar siyasi nitelikte olup Adalet Divanı önünde bağlayıcılıkları yoktur.
AB’nin eski Doğu Bloğu ülkelerini kapsayacak şekilde genişlemesine yönelik olarak 1993 Kopenhag Zirvesi’nde, AB’ye üyelik kıstasları belirlenmiştir. “Kopenhag Kriterleri” olarak bilinen bu koşullar, AB üyelik başvurusu kabul edilen tüm aday ülkeler tarafından yerine getirilmesi gereken asgari koşulları ifade etmektedir. Siyasi ve ekonomik kriterler ile müktesebat uyumu olmak üzere üç grupta toplanan bu koşullar şunlardır;
Siyasi kriterler: Avrupa Birliği Anlaşması’nın tam üyelikle ilgili maddesine eklenen demokrasinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlık haklarına saygı koşullarıdır.
Ekonomik kriterler: iyi işleyen bir pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesidir.
Topluluk müktesebatının kabulü: AB’nin çeşitli siyasi, ekonomik ve parasal hedeflerine bağlılık.
1995 yılında Avusturya, Finlandiya ve İsveç’in de katılımıyla üye sayısı 15’e ulaşmıştır.
1997 Amsterdam Zirve toplantısında, AB’nin 5. genişleme süreci, 1 Ocak 1999 tarihinde tek para birimi olan Euro’ya geçilmesi konularında kararlar tesis edilmiştir. Ayrıca ODGP, Adalet ve İçişleri konularında yeni açılımlar sağlayan bazı değişiklikleri içeren Amsterdam Antlaşması imzalanmıştır.
Amsterdam Antlaşması ile, AB içinde kişilerin serbest dolaşımı için gerekli olduğu ölçüde, göç ve iltica, dış sınırlar, ve medeni hukukta adli işbirliği konularında mevzuat çıkarma yetkisi tesis edilmiştir.
Kurucu Antlaşmalarda yapılan birtakım düzeltmelerle insan haklarının sürekli ihlali ve ihlali yapan üye devlete karşı yaptırım kararı alınmıştır.
12-13 Aralık 1997 tarihlerinde yapılan Lüksemburg Zirvesi’nde ilk kez, 11 aday ülke arasında bir sınıflandırma sözkonusu olmuştur. Kopenhag siyasi kriterlerini karşılayarak müzakerelere başlayan ülkeler (Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya ve GKRY) “ilk dalga”, siyasi kriterleri yerine getirmemiş ve henüz müzakereye hazır görünmeyen diğer ülkeler (Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Romanya ve Slovakya) ise “ikinci dalga” ülkeleri olarak adlandırılmıştır. Bu ülkelerin mevzuatlarının ana başlıklar itibariyle Topluluk müktesebatına uyumunu tespit etmek amacıyla bir analitik inceleme süresi başlatılmıştır.
Genişleme süreci bir yandan devam ederken, AB, derinleşme çabalarını da sürdürmüştür. 1 Ocak 1999 tarihinde Euro, 11 üye ülkede (Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Portekiz) resmi para birimi haline gelmiştir. Danimarka ve İngiltere ile katılım şartlarını karşılayamayan Yunanistan ve İsveç ise “adaylar” olarak kalmışlardır. 1 Ocak 2002’de Avrupa ortak para birimi Euro, 12 ülkede resmen tedavüle girmiş, banknot ve madeni para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ekonomik durumunun iyileşmesiyle beraber Yunanistan da Euro alanına dahil olmuştur.
23-24 Mart 2000 tarihlerinde gerçekleştirilen Lizbon Zirvesi’nde ise, AB’nin istihdamı güçlendirmeye ve bilgi üzerine kurulu bir ekonomi çerçevesinde ekonomik reform ve sosyal uyumu gerçekleştirmeye yönelik yeni stratejisi tanımlanmıştır. Lizbon Stratejisi, AB’nin daha sürdürülebilir ve rekabetçi bir ekonomiye sahip olması amacına yönelik bir yaklaşımı barındırmaktadır.
Aralık 2000’deki Nice Zirvesi’nde AB üyesi ülkeler, genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlarla ilgili olarak birtakım uzlaşmalara varmışlardır. Birliği yeni üyelere hazırlayan antlaşma ile AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’ndaki üye sayıları dağılımları ile AB Konseyi’nde karar almadaki oy ağırlıklarını belirlenmiştir.
1 Mayıs 2004 tarihinde 10 ülke, Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya’nın katılımıyla Birlik, beşinci ve en büyük genişlemesini gerçekleştirmiştir.
Birliğin derinleşmesi amacıyla bir AB Anayasasının tesis edilmesi gerekliliği üzerinde durulması üzerine bir komisyon toplanmış ve taslak bir metni dönem başkanına sunmuştur. Avrupa için bir Anayasa oluşturan Antlaşma Taslağı, 17-18 Haziran 2004 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirilen Zirve sonunda kabul edilmiştir.
Anayasa’nın yürürlüğe girebilmesi için tüm üye ülkeler tarafından ulusal hukuklar uyarınca onaylanması gerekmektedir. Halihazırda, üye ülkeler, kendi Anayasaları tarafından belirlenen sisteme göre –parlamento veya referandum kanalıyla- onay sürecini sürdürmektedir. Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için tüm üye ülkeler tarafından onaylanması gerekmektedir. Fransa ve Hollanda’da gerçekleştirilen referandumlarda çıkan “hayır” kararı, anayasayı referanduma götürmeyi planlayan devletleri beklemeye itmiştir. İngiltere, İrlanda, Portekiz, Danimarka, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya karara uygun olarak onay sürecini dondururken, G.Kıbrıs ve Lüksemburg gibi bazı üyeler süreci durdurmayarak AB Anayasasına onay vermiştir. Başa Dön
Sitemiz en iyi 800x600 çözünürlük ve 24 bit (truecolor) renk derinliğinde izlenebilir.
Sitedeki tüm yazı ve resimlerin telif hakları saklı olup hiç bir şekilde izinsiz kullanılamaz.
Aksi taktirde yasal yollara başvurulacaktır.